Özel Sağlık Hastanesi, Mimar Sinan Mah. Işılay Saygın Sok. No:23, Konak / İzmir

Hastalık

Osteoporoz (Kemik Erimesi)

Kemik yoğunluğunun azalmasını gösteren çizim

Osteoporoz, kemiklerin sessizce zayıflaması nedeniyle çoğu kişide ilk kez bir kırıkla fark edilir. Basit bir düşme, hatta bazen öksürme ya da eğilip bir şey kaldırma sırasında oluşan omurga çökmesi tabloyu ortaya çıkarabilir. Oysa hastalık kırık gelişmeden önce saptanabilir ve önlemler alınabilir. Kemik sağlığını korumak, ileri yaşta bağımsız yaşamı sürdürebilmenin en önemli başlıklarından biridir.

Osteoporoz Nedir?

Kemik doku, dışarıdan bakıldığında değişmez gibi görünse de yaşam boyu yenilenir. Eski kemik yıkılırken yerine yeni kemik yapılır. Gençlikte yapım yıkımdan fazladır, kemik kütlesi otuzlu yaşlara kadar en yüksek düzeyine ulaşır. Sonrasında denge yıkım tarafına kayar. Bu kayma hızlandığında kemik yoğunluğu azalır, iç mimarisi seyrekleşir ve dayanıklılığı düşer. Kemik erimesi olarak da bilinen bu tabloya osteoporoz denir.

Osteoporozda kemik hem daha az yoğun hem de yapısal olarak daha kırılgandır. Bu nedenle normalde kırığa yol açmayacak düzeydeki zorlanmalar kırıkla sonuçlanabilir. En sık etkilenen bölgeler omurga, kalça, önkol ve omuz çevresidir. Kemik yoğunluğu normalin altında olup henüz osteoporoz sınırına gelmemiş duruma osteopeni denir, bu aşama da izlem ve önlem gerektirir.

Belirtileri Nelerdir?

Osteoporoz uzun süre hiçbir belirti vermez, bu yüzden sessiz hastalık olarak tanımlanır. Bulgular genellikle kemik zayıflığı ilerledikten sonra ortaya çıkar:

  • Boyun kısalması, zamanla belirginleşen kambur duruş
  • Sırt ve bel bölgesinde sürekli künt ağrı
  • Hafif bir zorlanma ya da düşme sonrası beklenmeyen kırık
  • Omurga çökme kırığına bağlı ani ve şiddetli sırt ağrısı
  • Ayakta durma ve yürüme dayanıklılığının azalması, dengede zorlanma
  • Kaburgalar ile leğen kemiği arasındaki mesafenin azalmasına bağlı erken doyma ve nefes darlığı hissi

Kişinin gençliğine kıyasla boyunun belirgin kısalması ve giysilerin duruşunun değişmesi, gözden kaçan omurga kırıklarının işareti olabilir.

Nedenleri ve Risk Faktörleri

Yaş ilerledikçe kemik yapım kapasitesi azalır, bu nedenle risk her iki cinste de artar. Kadınlarda menopozla birlikte östrojen düzeyinin düşmesi kemik kaybını hızlandırır, bu dönemde kayıp hızı belirgin yükselir. Erkeklerde de testosteron düşüklüğü ve ileri yaş önemli etkenlerdir.

Ailede kalça kırığı öyküsü, ince yapı ve düşük vücut ağırlığı, erken menopoz ve uzun süreli adet düzensizlikleri risk faktörleri arasındadır. Kalsiyum ve D vitamini eksikliği, güneşten yeterince yararlanamamak, aşırı zayıflatıcı diyetler ve yeme bozuklukları kemik yapımını olumsuz etkiler. Sigara ve fazla alkol tüketimi kemik sağlığına zarar verir. Hareketsiz yaşam ve uzun süre yatağa bağımlı kalmak kemiği zayıflatır, çünkü kemik ancak yüklendiğinde güçlenir.

Bazı hastalıklar ve ilaçlar da tabloya yol açar. Tiroid ve paratiroid hastalıkları, romatizmal iltihabi hastalıklar, emilim bozuklukları, böbrek ve karaciğer hastalıkları bu grupta yer alır. Uzun süreli kortizon kullanımı, bazı epilepsi ilaçları, mide asidini baskılayan ilaçların uzun kullanımı ve bazı hormon baskılayıcı tedaviler kemik kaybını artırabilir.

Ne Zaman Doktora Başvurulmalıdır?

Menopoz sonrası dönemdeki kadınlar ve ileri yaştaki erkekler, belirti olmasa dahi kemik sağlığı açısından değerlendirilmelidir. Ailede kalça kırığı öyküsü, uzun süreli kortizon kullanımı, erken menopoz ya da kemik kaybına yol açabilecek bir hastalığın bulunması durumunda değerlendirme daha erken yapılır.

Basit bir düşmeden sonra kırık oluşması, giderek artan sırt ağrısı, boyun kısalması, duruşta belirgin değişiklik ve sık düşme öyküsü gecikmeden başvuru gerektirir. Ani başlayan şiddetli sırt ağrısı, özellikle ileri yaşta, omurga çökme kırığı açısından değerlendirilmelidir.

Tanı Nasıl Konulur?

Değerlendirme ayrıntılı öyküyle başlar. Beslenme alışkanlıkları, güneşten yararlanma düzeyi, fiziksel aktivite, sigara ve alkol kullanımı, adet ve menopoz öyküsü, geçirilmiş kırıklar, ailede kırık öyküsü, kullanılan ilaçlar ve eşlik eden hastalıklar sorgulanır. Düşme öyküsü ve ev içi düşme riskleri ayrıca ele alınır.

Fizik muayenede boy ölçümü yapılır ve önceki boyla karşılaştırılır, omurga duruşu, kamburluk derecesi, kaslarda güç kaybı, denge ve yürüyüş incelenir. Basit denge ve kalkma testleri düşme riski hakkında bilgi verir.

Tanının temel taşı kemik yoğunluğu ölçümüdür. Bu ölçüm genellikle çift enerjili röntgen absorpsiyometri yöntemiyle, kalça ve omurga bölgesinden yapılır. Sonuç, genç erişkin ortalamasıyla karşılaştırılarak yorumlanır ve normal, osteopeni ya da osteoporoz şeklinde sınıflanır. Ölçüm ayrıca tedavinin etkisini izlemek için belirli aralıklarla tekrarlanır.

Yandan çekilen omurga röntgeni, fark edilmemiş çökme kırıklarını göstermek için istenebilir. Kan ve idrar testleri, kemik kaybına yol açan diğer hastalıkları araştırmak amacıyla kullanılır. Kalsiyum, fosfor, D vitamini düzeyi, böbrek ve karaciğer işlevleri, tiroid ve paratiroid hormonları sık istenen incelemelerdir. Gerektiğinde kırık riskini tahmin etmeye yardımcı hesaplama araçlarından yararlanılır.

Tedavi Yöntemleri

Amaç kemik kaybını yavaşlatmak, kemik gücünü desteklemek, düşmeleri önlemek ve kırık riskini azaltmaktır. Bunun için yaşam düzenlemeleri, egzersiz ve gerektiğinde ilaç tedavisi birlikte yürütülür.

Yaşam düzenlemeleri ve mekanik önlemler

Beslenmede yeterli kalsiyum ve protein alımı önemlidir. Süt ürünleri, koyu yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller ve kalsiyumdan zenginleştirilmiş gıdalar bu açıdan değerlidir. D vitamini için güneş ışığından uygun şekilde yararlanmak ve gerektiğinde hekim önerisiyle takviye almak gerekir. Sigaranın bırakılması ve alkol tüketiminin sınırlanması kemik sağlığını destekler. Aşırı tuz ve çok yüksek miktarda kafein tüketiminden kaçınmak uygundur.

Ev içinde düşme risklerinin azaltılması kırık önlemenin en pratik yollarından biridir. Kaygan halıların sabitlenmesi, banyoya tutunma barı ve kaymaz zemin eklenmesi, koridor ve merdiven aydınlatmasının artırılması, ayakkabı ve terliklerin kaymaz tabanlı seçilmesi, yerdeki kabloların toplanması sayılabilir. Görme sorunlarının düzeltilmesi, uyku ilacı ve tansiyon ilaçlarının baş dönmesi yapıp yapmadığının hekimle gözden geçirilmesi de önemlidir. Ağır kaldırma ve omurgayı ileri doğru zorlayan hareketlerden kaçınmak, günlük işlerde bel ve sırtı koruyan duruşları öğrenmek yararlıdır.

Fizik tedavi uygulamaları

Omurga kırığı sonrası ya da kronik sırt ağrısı olan hastalarda ağrıyı azaltmak amacıyla sıcak uygulama, elektroterapi ve TENS gibi yöntemler kullanılabilir. Duruş bozukluğunu desteklemek için uygun durumlarda korse önerilebilir, ancak korsenin süresi sınırlı tutulur çünkü uzun kullanım gövde kaslarını zayıflatabilir. Solunum egzersizleri ve manuel uygulamalar, kamburluğa bağlı sıkıntıların azaltılmasına katkı sağlar.

Girişimsel uygulamalar

Ağrılı omurga çökme kırıklarında, dinlenme ve ilaç tedavisine rağmen ağrı sürüyorsa, çökmüş omur cismine yönelik görüntüleme eşliğinde yapılan kemik çimentosu uygulamaları düşünülebilir. Ayrıca kırık sonrası dönemde ya da eşlik eden bölgesel ağrılarda, görüntüleme eşliğinde yapılan enjeksiyonlar ağrı yönetimine yardımcı olabilir. Bu girişimlerin hepsi seçilmiş hastalarda gündeme gelir ve hastanın genel durumu, kırığın süresi ve ağrı düzeyi dikkate alınarak değerlendirilir.

Egzersiz ve rehabilitasyon

Egzersiz osteoporoz yönetiminin ayrılmaz parçasıdır. Yürüyüş gibi vücut ağırlığını taşıyan aktiviteler kemik üzerinde olumlu uyaran oluşturur. Direnç egzersizleriyle kalça, uyluk, sırt ve omuz kasları güçlendirilir, bu kaslar hem duruşu düzeltir hem de düşmeye karşı koruma sağlar. Sırt kaslarını çalıştıran ve gövdeyi geriye doğru açan egzersizler kamburluğun ilerlemesini yavaşlatmaya yardımcı olur. Denge ve koordinasyon çalışmaları düşme sıklığını azaltmada değerlidir.

Buna karşılık gövdeyi ileri doğru keskin biçimde büken hareketler, ani dönme ve sıçrama içeren yüklenmeler, kırık riski yüksek kişilerde uygun değildir. Program kişinin kemik yoğunluğu, kırık öyküsü ve genel durumuna göre planlanmalı, gözetim altında öğrenildikten sonra evde sürdürülmelidir.

İlaç tedavisi ve takip

Kemik yoğunluğu ölçümü, kırık öyküsü ve genel risk düzeyi dikkate alınarak ilaç tedavisi gündeme gelir. Kalsiyum ve D vitamini desteği tedavinin temelini oluşturur, ancak tek başına yeterli olmayabilir. Kemik yıkımını yavaşlatan ilaç grupları ve seçilmiş hastalarda kemik yapımını destekleyen tedaviler kullanılır. Uygulama yolu ve sıklığı ilaca göre değişir, hangi seçeneğin uygun olduğu böbrek işlevleri, diş sağlığı, eşlik eden hastalıklar ve hastanın ilacı sürdürebilme durumuna göre belirlenir.

Tedavinin düzenli sürdürülmesi ve kontrollerin aksatılmaması sonucu belirler. Kemik yoğunluğu ölçümü belirli aralıklarla tekrarlanır, boy ölçümü izlenir, yeni kırık olup olmadığı sorgulanır ve kan testleriyle gerekli parametreler takip edilir. Diş tedavisi planlanan hastalarda hekimin bilgilendirilmesi önemlidir. İlaç tedavisi kırık riskini azaltmayı hedefler, düşme önleme önlemleri ve egzersizle birlikte yürütüldüğünde en anlamlı katkıyı sağlar.

Sık Sorulan Sorular

Osteoporoz sadece kadınlarda mı görülür?

Hayır. Kadınlarda menopoz sonrası daha sık görülür, ancak erkeklerde de özellikle ileri yaşta, uzun süreli kortizon kullanımında ve hormon eksikliklerinde ortaya çıkar.

Kalsiyum takviyesi almak tek başına yeterli midir?

Yeterli değildir. Kalsiyum ve D vitamini temel destektir, ancak kırık riski yüksek kişilerde egzersiz, düşme önleme ve gerektiğinde ilaç tedavisi birlikte planlanmalıdır.

Kemik yoğunluğu ölçümü ne sıklıkla tekrarlanır?

Sıklık kişinin risk düzeyine ve kullanılan tedaviye göre değişir. Aralığı hekiminiz belirler, gereksiz sık tekrar anlamlı bilgi vermeyebilir.

Egzersiz yapmak kırık riskini artırır mı?

Uygun seçilen egzersizler koruyucudur. Riski artıran, gövdeyi zorlayan ani ve kontrolsüz hareketlerdir. Bu nedenle program kişiye göre düzenlenmelidir.

Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır, kişiye özel tanı ve tedavi yerine geçmez. Şikayetleriniz için hekiminize başvurunuz.

Doktora Yazın